Her Olay Haber Midir? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimeler, yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; duyguları, düşünceleri ve evreni inşa ederler. Bir yazar, kelimelerin gücünü en üst düzeye çıkararak, okuyucuyu bir dünyaya taşır, bazen geçmişin derinliklerinden bazen de geleceğin belirsizliğinden. Anlatılar, birer dönüştürücü araçtır; çünkü her olay, her an, kendi içinde bir hikaye barındırır. Peki, her olay haber midir? Edebiyatın ışığında bu soruya bakmak, sadece bir olayın bir haber olarak sunulmasının ötesinde, olayın anlatıldığı, algılandığı ve değer kazandığı bir dünyayı da sorgulamayı gerektirir. Bir olayın haber olması, onun hikayeleştirilmesinin ve toplumsal bağlamda anlam kazanmasının ötesinde bir meseledir. Metinlerin Dünyasında Olayın Anlamı Edebiyat,…
8 YorumEtiket: bir
Kaportacı Nasıl Olunur? Bilimin Işığında Usta Ellere Giden Yol Hepimiz bir noktada bir otomobilin büyüsüne kapılmışızdır. Kimi için bu, hız ve performansın cazibesi; kimisi içinse mekanik detayların karmaşık uyumudur. Ancak arabaların dünyasında çoğu zaman göz ardı edilen ama hayati bir meslek vardır: kaportacılık. Çoğu kişi için sadece “gövde tamiri” gibi görünen bu alan, aslında mühendislik, malzeme bilimi ve el becerisinin kesiştiği etkileyici bir uzmanlık alanıdır. Peki, kaportacı nasıl olunur? Gelin, bu sorunun yanıtını bilimsel bir merakla ama herkesin anlayabileceği bir dille keşfedelim. Kaportacılığın Bilimsel Temelleri: Sadece Çekiçle Düzeltmekten Fazlası Kaportacılık, otomobillerin dış iskeletini oluşturan sac parçaların onarımı, yenilenmesi ve montajı…
4 YorumAntalya’da Hâlâ Denize Girilir mi? Edebiyatın Dalgaları Arasında Bir Yolculuk Kelimenin Dalgası, Denizin Sesi Bir edebiyatçı için kelimeler su gibidir — akar, değişir, ama daima bir iz bırakır. “Antalya’da hâlâ denize girilir mi?” sorusu, meteorolojik bir merak gibi görünse de, aslında insanın mevsimlerle, zamanla ve kendi içindeki dalgalarla kurduğu ilişkinin edebi bir yansımasıdır. Bu soru, yalnızca bir hava durumunu değil, varoluşun ısısını da ölçer. Antalya’da denize girmek, yazın ritüeli olmaktan çok, kelimelerin içinde yeniden doğmaktır. Her dalga, bir dize; her kıyı, bir hikâye taşır. Denizin yüzeyinde salınan her gölge, bir roman karakterinin iç sesine dönüşür. Peki, şimdi, sonbaharın solgun günlerinde……
4 YorumEkonomik Tercihler ve Ahlaki Denge: 7 Büyük Günah Üzerine Bir Analiz Bir ekonomist olarak, bazen rakamların ötesine bakmanın zorunluluğunu hissederim. Çünkü ekonomi sadece arz-talep dengesiyle, faiz oranlarıyla ya da piyasa göstergeleriyle sınırlı değildir. Ekonomi, aslında insan davranışlarının aynasıdır. Seçimlerimiz, kaynakların nasıl kullanıldığını belirler — ve her seçim, bir fırsat maliyeti taşır. Tıpkı ahlak gibi, ekonomi de sınırların farkında olmayı gerektirir. Bu bağlamda, “7 büyük günah” kavramı, dini bir öğreti olmanın ötesinde, ekonomik davranışlarımızın da derin bir metaforudur. Diyanet’e Göre 7 Büyük Günah Nedir? Diyanet kaynaklarında “yedi büyük günah”, yani kebâir, insanın hem kendine hem topluma zarar veren ağır suçlardır. Bunlar…
4 YorumVire Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını anlamaya çalışırken, bazen en basit kelimeler bile derin anlamlar taşıyabilir. Kelimeler, yalnızca iletişimin aracı değil, aynı zamanda düşüncelerimizi, duygularımızı ve toplumsal ilişkilerimizi şekillendiren güçlü araçlardır. Psikoloji, insan zihninin ve davranışlarının karmaşıklığını çözümlemeye çalışırken, dilin bu sürecin neresinde yer aldığını anlamak oldukça önemlidir. Bu yazıda, TDK’de yer alan “vire” kelimesinin psikolojik perspektiften nasıl bir anlam taşıdığına odaklanacağız. Vire Nedir? TDK Tanımı ve Temel Anlamı Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, “vire” kelimesi “görünüşte zarif, fakat içerik olarak anlamsız bir hareket” anlamına gelir. Bu tanımda, kelimenin kullanımının daha çok bir tür “görüntüsel” hareketi ifade…
8 YorumGözyaşı Neden Bitişik? Dilin, Tarihin ve Toplumun Kesiştiği Nokta Bir tarihçi olarak geçmişi anlamak, yalnızca olayları değil, kelimelerin serüvenini de incelemeyi gerektirir. Çünkü dil, bir milletin hafızasıdır; kelimeler zamanla değişir, birleşir, ayrılır ama her biri bir dönemin ruhunu taşır. “Gözyaşı” kelimesi de bu dönüşümün en zarif örneklerinden biridir. Peki neden “göz yaşı” değil de “gözyaşı” deriz? Bu basit görünen sorunun ardında hem dilin evrimi hem de kültürel bir anlam örgüsü vardır. Bu yazıda, kelimenin tarihsel kökeninden dildeki birleşme sürecine, toplumsal dönüşümlerden sembolik anlamına kadar uzanan bir yolculuğa çıkacağız. Dil Değişir, Anlam Derinleşir Türkçede kelimelerin bitişik ya da ayrı yazılması yalnızca…
8 YorumGösterilen ve Gösteren Nedir? Dilin Görünmeyen Anatomisi Bir kelimeyi düşündüğümüzde, aklımıza yalnızca bir ses ya da yazılı bir biçim gelmez; aynı zamanda onun çağrıştırdığı bir anlam da gelir. “Gösteren” ve “gösterilen” kavramları, dilin bu iki katmanını açıklayan temel yapı taşlarıdır. Dil, yalnızca iletişimin aracı değil, aynı zamanda anlamın kurulduğu bir sistemdir. Bu sistemin içinde, her sözcük hem bir biçim hem de bir anlam taşır — işte bu iki yön, göstergebilimde “gösteren” ve “gösterilen” olarak adlandırılır. Tarihsel Arka Plan: Ferdinand de Saussure ve Dilin Yapısal Devrimi Gösterilen ve gösteren kavramlarının kökeni, 20. yüzyılın başlarında İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure’e dayanır. Saussure,…
6 YorumAdalet Bakanlığı Çocuk Görüşme Merkezi Nedir? Tarihsel ve Toplumsal Bir Perspektiften Bakış Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini bugünün kurumlarında aramak, yalnızca merak değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü hiçbir kurum, hiçbir uygulama tarihten bağımsız doğmaz. Adalet Bakanlığı Çocuk Görüşme Merkezleri de bu tarihsel sürekliliğin bir ürünüdür. Bugün bu merkezlerde bir çocuk, boşanmış ebeveynlerinden biriyle güvenli bir ortamda görüşebiliyorsa, bu durum sadece bir idari düzenlemenin değil; uzun yıllara yayılan toplumsal dönüşümün sonucudur. Adalet kavramının toplumsal hayatla kesiştiği bu özel alan, hem çocuk hakları bilincinin yükselişini hem de devletin aile yapısına bakışındaki değişimi gözler önüne serer. Tarihin Derinlerinden Günümüze: Çocuğun Toplumdaki Yeri…
8 YorumGenel Yetenek Sınavı Nelerden Oluşur? Ekonomik Bir Perspektif Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Bir ekonomist olarak, kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada yaşamamızın kaçınılmaz sonuçlarını sıklıkla düşünürüm. Her seçim, bir fırsat maliyeti taşır ve bu, yalnızca finansal kararlarla sınırlı değildir. Eğitim, iş gücü piyasası ve bireysel yeteneklerin değerlendirilmesi gibi konularda da benzer bir mantık işler. Genel yetenek sınavları, bireylerin beceri seviyelerini belirlemek ve toplumların en verimli şekilde nasıl organize olacağına dair bir gösterge sunar. Bu yazıda, genel yetenek sınavlarının ekonomik açıdan nasıl şekillendiğini inceleyecek, piyasa dinamiklerini, bireysel kararları ve toplumsal refahı analiz edeceğiz. Kaynakların sınırlılığı, bu sınavların nasıl bir değer yaratması…
8 YorumHasköy İlçe Mi? Hasköy’ün Geçmişi, Bugünü ve Geleceği Üzerine Derinlemesine Bir Bakış Bazen bir yerin kimliğini anlamak, onu sadece fiziksel sınırlarla değil, aynı zamanda tarihsel bağlam ve toplumsal yapıyla da sorgulamak gerekir. Hasköy… Belki adını daha önce duydunuz, belki de aradığınızda gözünüzün önüne gelen yalnızca sokaklar ve mahalleler. Ama Hasköy’ün gerçekte ne olduğunu ve neden bu kadar dikkat çekici olduğunu anlamak için, onun tarihine, bugünkü yapısına ve gelecekteki potansiyeline bir göz atmalıyız. Hasköy ilçe mi, yoksa bir mahalle mi? Gelin, bu soruyu birlikte keşfedelim. Hasköy’ün Tarihi ve Kimliği Hasköy, İstanbul’un önemli semtlerinden biridir, ancak ilçe olma durumu hala tartışma konusudur.…
8 Yorum