Kültür, Sağlık ve Sahiplik: “Güven Sağlık Grubu Kimin?” Sorusu Üzerine Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog için modern kurumlar yalnızca teknik yapıların toplamı değildir; aynı zamanda toplumun değerlerini, sembollerini ve kimlik projelerini yansıtan sahnelerdir. Sağlık kurumları, özellikle “güven” kavramının toplumsal kodlarla örtüştüğü alanlardır. “Güven Sağlık Grubu kimin?” sorusu salt mülkiyet bilgisi arayışı değildir; aynı zamanda kimlerin sağlık kültürünü biçimlendirdiğini, kimin “şifa” ve “itibar” simgesi olduğunu sorgulayan bir açılımdır. Güven Sağlık Grubu’nun kuruluşu, yönetimi ve toplumsal algısı, ritüeller, semboller ve kurumlar kuramı çerçevesinde okunabilir. Bu yazıda, Güven Sağlık Grubu’nun sahipliğini öğrenirken, bu sahipliğin kültürel ve sembolik anlamlarını da irdeleyeceğiz. Kurucular, Miras ve…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kaportacı Nasıl Olunur? Bilimin Işığında Usta Ellere Giden Yol Hepimiz bir noktada bir otomobilin büyüsüne kapılmışızdır. Kimi için bu, hız ve performansın cazibesi; kimisi içinse mekanik detayların karmaşık uyumudur. Ancak arabaların dünyasında çoğu zaman göz ardı edilen ama hayati bir meslek vardır: kaportacılık. Çoğu kişi için sadece “gövde tamiri” gibi görünen bu alan, aslında mühendislik, malzeme bilimi ve el becerisinin kesiştiği etkileyici bir uzmanlık alanıdır. Peki, kaportacı nasıl olunur? Gelin, bu sorunun yanıtını bilimsel bir merakla ama herkesin anlayabileceği bir dille keşfedelim. Kaportacılığın Bilimsel Temelleri: Sadece Çekiçle Düzeltmekten Fazlası Kaportacılık, otomobillerin dış iskeletini oluşturan sac parçaların onarımı, yenilenmesi ve montajı…
4 YorumAntalya’da Hâlâ Denize Girilir mi? Edebiyatın Dalgaları Arasında Bir Yolculuk Kelimenin Dalgası, Denizin Sesi Bir edebiyatçı için kelimeler su gibidir — akar, değişir, ama daima bir iz bırakır. “Antalya’da hâlâ denize girilir mi?” sorusu, meteorolojik bir merak gibi görünse de, aslında insanın mevsimlerle, zamanla ve kendi içindeki dalgalarla kurduğu ilişkinin edebi bir yansımasıdır. Bu soru, yalnızca bir hava durumunu değil, varoluşun ısısını da ölçer. Antalya’da denize girmek, yazın ritüeli olmaktan çok, kelimelerin içinde yeniden doğmaktır. Her dalga, bir dize; her kıyı, bir hikâye taşır. Denizin yüzeyinde salınan her gölge, bir roman karakterinin iç sesine dönüşür. Peki, şimdi, sonbaharın solgun günlerinde……
4 YorumEkonomik Tercihler ve Ahlaki Denge: 7 Büyük Günah Üzerine Bir Analiz Bir ekonomist olarak, bazen rakamların ötesine bakmanın zorunluluğunu hissederim. Çünkü ekonomi sadece arz-talep dengesiyle, faiz oranlarıyla ya da piyasa göstergeleriyle sınırlı değildir. Ekonomi, aslında insan davranışlarının aynasıdır. Seçimlerimiz, kaynakların nasıl kullanıldığını belirler — ve her seçim, bir fırsat maliyeti taşır. Tıpkı ahlak gibi, ekonomi de sınırların farkında olmayı gerektirir. Bu bağlamda, “7 büyük günah” kavramı, dini bir öğreti olmanın ötesinde, ekonomik davranışlarımızın da derin bir metaforudur. Diyanet’e Göre 7 Büyük Günah Nedir? Diyanet kaynaklarında “yedi büyük günah”, yani kebâir, insanın hem kendine hem topluma zarar veren ağır suçlardır. Bunlar…
4 YorumVire Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını anlamaya çalışırken, bazen en basit kelimeler bile derin anlamlar taşıyabilir. Kelimeler, yalnızca iletişimin aracı değil, aynı zamanda düşüncelerimizi, duygularımızı ve toplumsal ilişkilerimizi şekillendiren güçlü araçlardır. Psikoloji, insan zihninin ve davranışlarının karmaşıklığını çözümlemeye çalışırken, dilin bu sürecin neresinde yer aldığını anlamak oldukça önemlidir. Bu yazıda, TDK’de yer alan “vire” kelimesinin psikolojik perspektiften nasıl bir anlam taşıdığına odaklanacağız. Vire Nedir? TDK Tanımı ve Temel Anlamı Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, “vire” kelimesi “görünüşte zarif, fakat içerik olarak anlamsız bir hareket” anlamına gelir. Bu tanımda, kelimenin kullanımının daha çok bir tür “görüntüsel” hareketi ifade…
8 YorumKan Portakalı Tadı Nasıl? (Bir Meyvenin Ardındaki Farklı Bakış Açıları) Her meyvenin kendine has bir hikâyesi vardır. Kimi tatlı anılar bırakır damağımızda, kimi ferahlatır, kimi şaşırtır… Kan portakalı da tam bu kategoride: bir lokmada hem bildik bir turunçgili hatırlatır hem de alışık olmadığımız tatlarla bizi şaşırtır. Peki, bu kırmızı mucizenin tadını nasıl tanımlamalı? Üstelik sadece damak tadıyla değil, farklı gözlerle baktığımızda ne görürüz? Gelin, erkeklerin analitik yaklaşımıyla kadınların duygusal bakış açısını karşılaştırarak bu soruya birlikte yanıt arayalım. Kan Portakalının Tadı: Temel Tanım Kan portakalı, ilk bakışta klasik portakala benzer; ancak tadı çok daha katmanlıdır. Hafif ekşi ama belirgin bir tatlılık…
Yorum BırakSürekli Gıcık Neden Olur? Felsefi Bir Bakışla Hayatın anlamını ve varlığımızın derinliğini anlamaya çalışırken, bazen bedenimizin en sıradan uyarıları bile bizi derin düşüncelere sevk edebilir. Bir filozof bakış açısıyla, sürekli gıcık hissi sadece bir rahatsızlık olarak kalmaz; aynı zamanda varoluşsal bir soruyu gündeme getirir. Gıcık, boğazda hissettiğimiz bir tedirginliktir ve sürekli hale geldiğinde bu durum, bir rahatsızlık değil, bir felsefi sorgulama olanağına dönüşebilir. Bedenin bize sürekli olarak verdiği bu sinyal, bir şeylerin yolunda gitmediğini anlatıyor olabilir. Ancak, bu bedensel his, sadece fiziksel bir tepki mi, yoksa bizlere varlık, bilgi ve etik üzerine sorular sorduracak bir metafor mu? Sürekli Gıcık Hissi…
Yorum BırakKaragöz mü Daha Akıllı, Yoksa Hacivat mı? Antropolojik Bir Okuma Bir antropolog olarak, insan kültürünün mizahla, ritüelle ve sembolle kurduğu ilişkiyi anlamak, toplumların bilinçaltına açılan bir kapıdır. Anadolu’nun köklü gölge oyunu geleneğinde karşımıza çıkan Hacivat ile Karagöz, sadece iki kukla değil; iki farklı zeka biçiminin, iki farklı dünya görüşünün temsilcisidir. “Karagöz mü daha akıllı, yoksa Hacivat mı?” sorusu da bu yüzden yalnızca bir karakter karşılaştırması değil, toplumsal bilincin diyalektik bir sorgusudur. Gölgenin Diyalektiği: Akıl mı, Sezgi mi? Karagöz ile Hacivat’ın perdesinde akan diyaloglar, halkın gündelik hayatını yansıtan sembolik bir tiyatrodur. Burada “akıl”, yalnızca bilgi ya da eğitimle ölçülmez; aynı zamanda…
Yorum BırakKaç Tane Bakış Açısı Vardır? Psikolojik Bir Derin Analiz Bir Psikoloğun Merakıyla Başlayan Soru İnsan davranışlarının karmaşık doğasıyla ilgilenen bir psikolog olarak sık sık şu soruya dönerim: “Kaç tane bakış açısı vardır?” Bir olay karşısında herkesin farklı düşünmesi yalnızca kültürel ya da kişisel geçmişle açıklanabilir mi? Yoksa bu farkın kökeni, zihnimizin derin katmanlarında mı saklı? Bu yazıda bu soruya bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden yaklaşacağız. — Bilişsel Psikoloji Boyutu: Gerçeği Zihin Nasıl Şekillendirir? Bilişsel psikolojiye göre bakış açısı, dünyayı nasıl algıladığımızla doğrudan ilişkilidir. İki kişi aynı olaya tanıklık eder; biri umut görür, diğeri tehdit. Neden? Çünkü zihin, geçmiş deneyimlerine,…
Yorum BırakGümrah Ağacı Nedir? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin Gücü ve Edebiyatın Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, kelimelerin gücünü en derin şekilde hissettiren bir sanattır. Kelimeler, bazen bir duygu bırakmak, bazen de bir dönüm noktası yaratmak için kullanılır. Bir kelime, tıpkı bir ağaç gibi, köklerinden dallarına kadar büyür ve bir dünyayı şekillendirir. Edebiyatçılar, dünyayı anlamlandırırken bu kelimelerin verdiği güçten faydalanırlar. Zira her kelime, bir düşünceyi, bir duyguyu veya bir imgeleri bir araya getirerek soyut olanı somutlaştırır. Tıpkı gümrah ağacı gibi, anlatılar da köklerinden başlayıp yapraklarına kadar büyür ve bir evren yaratır. Gümrah Ağacının Edebiyat Anlamı Gümrah ağacı, Türk kültüründe genellikle canlılık, bereket ve…
Yorum Bırak